
Bazı şeyler hayatımızda ısrarla tekrar eder. Bazen kişi her işinde er ya da geç patronuyla karşı karşıya gelip işinden ayrılır; bir sonraki işte yüzler değişir ama hikâye aynı kalır. Bazen bir başkası tam bir şeyi başarmak üzereyken, sanki görünmez bir el devreye girer ve her şey son anda bozulur. Bazen de biri, başka biriyle tam yakın bir bağ kuracakken içinde ani bir soğuma hisseder ve farkında olmadan geri çekilir. Dışarıdan bakınca bunlar birbirinden bağımsız aksilikler gibi görünür. Ama aynı şey tekrar tekrar başımıza geliyorsa, çoğu zaman söz konusu olan şanssızlık değil, bir örüntüdür.
Bu örüntülerin en şaşırtıcı yanı, çoğu zaman kişinin kendi elini de içermesidir. Kimse bilinçli olarak işini kaybetmek, başarısını baltalamak ya da sevdiği insandan uzaklaşmak istemez. Ama bir yanımız, farkında olmadan tam da korktuğumuz sonucu üretebilir. Başarı tam yaklaşırken artan bir huzursuzluk, kişiyi işi sabote edecek küçük hatalara sürükleyebilir. Yakınlık derinleşirken beliren bir tedirginlik, kişiyi bahaneler bulup geri çekilmeye itebilir. Yani örüntü çoğu zaman dışarıdan gelen bir talihsizlik değil, içeride sessizce çalışan bir senaryodur.
Bu senaryoların kökeni genellikle çok eskiye, kişinin ilk ilişkilerine ve öğrendiği duygusal deneyimlere uzanır. Sürekli eleştirilerek büyüyen biri, otoriteyle her karşılaşmasında aynı çatışmayı yeniden yaşayabilir. "Ben zaten iyi şeyleri hak etmiyorum" duygusunu içine almış biri, başarı yaklaştığında farkında olmadan onu iter. Yakınlığın güvenli değil tehlikeli olduğunu erken yaşta öğrenen biri, sevgi derinleştikçe kaçma ihtiyacı duyar. Bu örüntüler bir zamanlar bir işe yaramıştır; kişiyi bir acıdan ya da hayal kırıklığından korumuştur. Sorun şu ki, yıllar sonra bile aynı eski senaryo çalışmaya devam eder, ama artık korumak yerine kısıtlar.
Bir şey hayatımızda ne kadar sık tekrarlanıyorsa, o kadar çok anlaşılmayı bekliyor demektir. Terapi sürecinde “bu örüntü ne zaman başladı, kişiyi neyden korumaya çalışıyor, hangi eski korkuyu yeniden sahneliyor?” soruları üzerine beraber düşünülür. Bir örüntü fark edildiğinde, gücünün büyük kısmını yitirir; çünkü artık otomatik değildir. Kişi ilk kez, hep gittiği yolun dışında başka bir yol da seçebileceğini görür. Böylece tekrar tekrar aynı yere çıkan hayat, farklı bir yöne açılabilir.