Bilimsel Yaklaşım · Etik Değerler · Mesleki Yetkinlik
Ana Sayfa Hakkımızda Uzmanlarımız Hizmetlerimiz Çocuk ve ErgenYetişkin ve AileTest ve Değerlendirme Kitaplarımız Yazılar Sık Sorulan Sorular İletişim Randevu Al
Ana Sayfa › Hizmetlerimiz › Çocuk ve Ergen › Kaygı ve Korkular

Kaygı ve Korkular

Kaygı ve korku, aslında her çocuğun gelişiminde doğal olarak yer alan duygulardır; çocuğu olası tehlikelere karşı uyaran, hazırlıklı kılan koruyucu bir işlevleri vardır. Dahası, belirli yaşlarda belirli korkuların görülmesi gelişimin beklenen bir parçasıdır: bebeklikte yabancıdan çekinme, küçük yaşlarda karanlık, yalnız kalma ya da hayali yaratık korkuları, okul çağında ise değerlendirilme ve başarısızlık kaygısı çoğu zaman normaldir. Ancak kaygı, çocuğun baş edebileceğinin ötesine geçip günlük yaşamını, uykusunu, okul ve arkadaş ilişkilerini belirgin biçimde etkilemeye başladığında, desteklenmesi gereken bir alana dönüşür.

Çocukluk çağında kaygı farklı biçimlerde görülebilir. En sık karşılaşılanlar; ebeveynden ayrılmakta yoğun zorlanma biçiminde görülen ayrılık kaygısı, başkalarının önünde olmaktan ve değerlendirilmekten çekinme olarak beliren sosyal kaygı, belirli nesne ya da durumlara yönelik yoğun ve orantısız korkular (özgül fobiler) ve gün boyu süren sürekli endişe hâlidir. Bazı çocuklarda kaygı, çarpıntı ve nefes darlığı gibi ani bedensel tepkilerle de kendini gösterebilir. Bu biçimler tek başına görülebileceği gibi bir arada da bulunabilir.

Çocuklarda kaygı çoğu zaman doğrudan "korkuyorum" cümlesiyle değil, dolaylı yollarla dile gelir. Karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel yakınmalar; uyku sorunları ve kâbuslar; huzursuzluk, sinirlilik, kolay ağlama; belirli yer ya da durumlardan kaçınma; ebeveyne aşırı yapışma ya da tırnak yeme gibi belirtiler sık görülür. Okul çağındaki bir çocukta bu, çoğu zaman dersten ve sınavlardan kaçınma, hatta okula gitmek istememe biçiminde ortaya çıkabilir. Bu belirtiler tembellik ya da inatçılık değil, çocuğun kaygısını ifade etme biçimidir.

Erken fark etmek ve doğru desteği zamanında sunmak, yaşanan her sorunda olduğu gibi kaygı ve korkularda da oldukça önemlidir. Görüşme, oyun temelli gözlem ve gerektiğinde uygun ölçeklerle çocuğun yaşadığı kaygının niteliği ve şiddeti değerlendirilir; kaygının altında yatan neden anlaşılmaya çalışılır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda çocuğa ve aileye özgü bir destek programı oluşturulur. Erken destek, kaygının yerleşmesini önler ve çocuğun kendine dair güvenli bir duygu geliştirmesine alan açar.