
Kardeş kıskançlığı, bir çocuğun anne babasının sevgisini, ilgisini ve zamanını bir kardeşiyle paylaşmak zorunda kalmasıyla ortaya çıkan, son derece doğal ve beklenen bir duygudur. Özellikle yeni bir kardeşin doğumu, o güne kadar ailenin tek odağı olan çocuk için köklü bir değişimdir; çoğu zaman "tahtından edilmiş" gibi hisseder. Bu nedenle kıskançlık bir kusur ya da kötü çocuk işareti değildir, çocuğun sevdiği şeyi kaybetme korkusuyla verdiği anlaşılır bir tepkidir. Önemli olan bu duygunun varlığı değil, çocuğun onunla nasıl baş ettiği ve ailenin ona nasıl alan açtığıdır.
Kardeş kıskançlığı her zaman doğrudan "onu sevmiyorum" biçiminde dile gelmez; çoğu zaman dolaylı yollarla kendini gösterir. Küçük çocuklarda bebeğe yönelik itip kakma, sarılma bahanesiyle canını yakma ya da oyuncaklarını paylaşmama sık görülür. Bir başka sık belirti ise gerilemedir: tuvalet eğitimini tamamlamış bir çocuğun yeniden altını ıslatması, bebek gibi konuşmaya başlaması ya da biberon istemesi gibi. Bunun altında çoğu zaman "bebek olursam ben de yine ilgi görürüm" arayışı vardır. Bazı çocuklarda kıskançlık öfke ve inatlaşma, huzursuzluk, uyku ve iştah değişiklikleri, ya da tam tersine aşırı uyumlu ve "fazla iyi" bir çocuk olma çabası biçiminde de ortaya çıkabilir.
Bu duygu yalnızca yeni bir kardeşin doğumuyla sınırlı değildir. Kardeşler büyüdükçe kıskançlık; ilgi, başarı, ayrıcalık ya da adalet algısı üzerinden yeniden alevlenebilir. "Ona daha çok izin veriliyor", "hep beni suçluyorsunuz", "onu daha çok seviyorsunuz" gibi cümleler, çocuğun kendini kıyaslandığı ve yeterince görülmediği duygusunun ifadesidir. Ebeveynin çocukları kıyaslaması, birini diğerine örnek göstermesi ya da farkında olmadan taraf tutması bu duyguyu derinleştirebilir.
Erken fark etmek ve doğru yaklaşımı zamanında geliştirmek, kardeş kıskançlığında da önemlidir. Aileyle yapılan görüşmede çocuğun tepkilerinin ne zaman ve hangi durumlarda yoğunlaştığı ele alınır; gerektiğinde çocukla oyun temelli görüşmelerle bu duygular anlaşılmaya çalışılır. Amaç kıskançlığı yok saymak ya da "abla/ağabey oldun, kıskanma" gibi cümlelerle bastırmak değil; çocuğun bu zor duyguyu güvenle ifade edebileceği bir alan açmak ve ailenin her çocuğa özel, kıyaslamayan bir ilgi kurmasına eşlik etmektir. Böylece kıskançlık, kardeşler arasında düşmanlığa değil, zamanla sağlıklı bir bağa dönüşebilir.