Ne kadar çok şey başarırsanız başarın, içinizdeki o "hâlâ eksik" hissi geçmiyorsa; sorun eksiğin kendisinde değil, neyin "yeterli" olduğunu tanımlayan içsel ölçütünüzdedir. Yeterli hissetmek, kusursuz olmakla değil, kusurlarınızla birlikte var olabilmekle ilgilidir.
Yeterli Olmak ve Yeterli Hissetmek Arasındaki O Boşluk Nedir?
Dışarıdan bakıldığında başarılı, donanımlı ve hayatını yoluna koymuş gibi görünen birçok yetişkin, iç dünyasında "aslında o kadar da iyi olmadığının bir gün anlaşılacağı" kaygısıyla yaşar. Ortada nesnel bir başarı ve "yeterlilik" durumu olsa bile, kişi bunu içselleştiremez. Elde edilen başarılar şansa, tesadüflere veya "çok çalışmaya" atfedilirken; en ufak bir hata doğrudan kişinin varlığına ve değerine yapılmış bir saldırı gibi algılanır.
Çünkü çocukluktan itibaren sevgi ve kabulü "başarılı olma" veya "sorun çıkarmama" şartına bağlı olarak alan zihin, varoluşunu sadece bir şeyler "yaparak" ve üreterek kanıtlayabileceğine inanır. Bu yüzden mesele dış dünyada ne kadar yeterli olduğunuz değil; durduğunuzda, üretmediğinizde veya hata yaptığınızda kendinize şefkatle bakabilme kapasitenizdir. Bu içsel boşluk, dışarıdan gelen yeni alkışlarla veya terfilerle değil, içerideki o yargılayıcı sesin dönüşmesiyle kapanır.
Bu içsel zorlanma gündelik hayatta kendini genellikle şu sessiz yollarla belli eder:
• Kişi başarılarını küçümser ve "Bunu herkes yapabilirdi, abartılacak bir şey yok" diyerek geçiştirir.
• Sürekli dışarıdan onay bekler, ancak onayı aldığında o övgüye bir türlü inanamaz.
• "Ya yapamazsam" kaygısıyla işleri sürekli erteler ya da tam tersi, eksiği kapatmak için kendini tüketene kadar çalışır.
• Hata yapmaktan aşırı derecede korkar ve eleştiriye karşı oldukça kırılgandır.
• Dinlenirken, tatildeyken veya üretken değilken yoğun bir suçluluk ve boşluk hisseder.
• Diğer insanların hayatla daha kolay başa çıktığına, kendisinin ise sadece "rol yaptığına" inanır.
Ne zaman profesyonel destek almalı?
Eğer yetersizlik hissi hayatınızda adım atmanızı engelliyor, sizi sürekli kapasitenizin altında ilişkilerde veya işlerde kalmaya mecbur bırakıyorsa ya da tam tersi, "yeterli hissetmek" için kendinizi tüketircesine çalışıp tükenmişlik sınırına geldiyseniz destek almanın zamanı gelmiştir.
Başarılarınız size keyif vermiyor ve her yeni güne "Bugün bir açık verecek miyim?" kaygısıyla başlıyorsanız, bu ağır yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Kendi iç sesinizin yargılayıcı tonunu şefkatli bir tona dönüştürmek, hayatı sürekli performans gösterilmesi gereken bir sınav salonu olmaktan çıkarıp, yaşanabilir ve güvenli bir alana dönüştürmenin ilk adımıdır.
İlk görüşmenizi planlamak, uzmana soru sormak ya da değerlendirme talep etmek için bize ulaşın.