Travma her zaman büyük bir felaketten doğmaz. Bazen tek bir sarsıcı olaydır, bazen de yıllara yayılan, adı hiç konmamış incinmelerdir. Ortak olan şudur: yaşanan şey bitse bile içeride bitmez. Travmayla çalışmak, o yaşantıyı silmek değil, onu nihayet geçmişe yerleştirebilmektir.
Travma Nedir?
Travma çoğu zaman yanlış anlaşılır; yalnızca savaş, büyük kaza ya da felaket gibi "olağanüstü" olaylarla ilişkilendirilir. Oysa travmayı belirleyen, olayın kendisinden çok, kişinin o an yaşadığı şeye dayanamaması, baş edemeyeceği kadar yoğun bir çaresizlik ve dehşet hissetmesidir. Bu yüzden bir başkası için "atlatılabilir" görünen bir yaşantı, bir kişi için derin bir travma olabilir. Ani bir kayıp, bir kaza, bir şiddet ya da istismar yaşantısı travmatik olabileceği gibi; çocuklukta uzun süre karşılanmayan bir ihtiyaç, sürekli görülmemek ya da tekrarlayan incinmeler de derin izler bırakabilir. Travmayı belirleyen olayın büyüklüğü değil, kişinin iç dünyasında bıraktığı izdir.
Travmanın en ayırt edici yanı, geçmişte kalmamasıdır. Olay bitmiş olsa bile, travma bedende ve zihinde bir tür "şimdiki zaman" olarak yaşamaya devam eder. Kişi, olayı hatırlatan bir ses, koku ya da duyguyla karşılaştığında kendini yeniden o anın içinde bulabilir; sanki tehlike hâlâ sürüyormuş gibi tepki verir. Araya giren rahatsız edici anılar, kâbuslar, sürekli tetikte olma ve olayı hatırlatan her şeyden kaçınma sık görülür. Kimi kişide ise tam tersine bir hissizleşme ve "sanki bana olmamış gibi" bir kopukluk yaşanır. Bütün bunlar bir zayıflık değil, aşırı yüklenmiş bir zihnin kendini korumaya çalışma biçimidir.
Hangi belirtiler görülür?
• Olayla ilgili istem dışı gelen rahatsız edici anılar, kâbuslar; kişinin kendini yeniden o anın içinde bulması
• Olayı hatırlatan yer, kişi, ses ya da durumlardan kaçınma
• Sürekli tetikte olma, kolay irkilme, huzursuzluk ve uyku sorunları
• Ani öfke patlamaları, sinirlilik ya da tam tersine bir donukluk ve hissizleşme
• "Sanki bana olmamış gibi" bir kopukluk, kendinden ya da çevreden uzaklaşma hissi
• Çocuklarda: yaşadığı olayı tekrar tekrar oyununa taşıma, geriye dönüş (bebeksi konuşma, alt ıslatma), aşırı yapışma ve ayrılık zorluğu
• Bedensel yakınmalar (baş, karın ağrısı), dikkat dağınıklığı ve okul/iş performansında düşüş
Nasıl yardımcı oluyoruz?
Travmayla çalışmanın en önemli koşulu güvendir; çünkü travma güvenin sarsıldığı yerde oluşur ve ancak güvenli bir ilişki içinde onarılabilir. Bu yüzden acele etmeyiz. Görüşmelerde kişiyi zorlamadan, kendi temposunda, taşıdığı yaşantıya güvenle yaklaşabileceği bir alan açarız. Travmanın türü, kişinin yaşı ve ihtiyacı her danışanda farklı olduğu için, çalışmanın yöntemini de tek tek buna göre belirleriz. Kimi zaman konuşma temelli bir süreç, kimi zaman travmatik anının işlenmesinde etkinliği bilimsel olarak desteklenen EMDR gibi özel bir yöntem, çocuklarla çalışırken ise çoğu zaman oyun yoluyla ilerleyen bir süreç en uygun yol olur; çünkü çocuk baş edemediği şeyi en doğal olarak oyunda dile getirir. Yöntem ne olursa olsun amaç aynıdır: işlenmeden içeride donup kalan o deneyimin yavaşça anlamlandırılıp geçmişe yerleşmesine eşlik etmek. Süreç ilerledikçe, geçmişte olan bir şey nihayet geçmişte kalmaya başlar; kişi olanı unutmasa da onun esiri olmaktan çıkar.
Ne zaman profesyonel destek almalı?
Sarsıcı bir olayın üzerinden zaman geçmesine rağmen etkileri sürüyorsa, kişi (çocuk ya da yetişkin) uyku sorunları, kâbuslar, ani irkilmeler, olayı hatırlatan şeylerden kaçınma ya da içine kapanma yaşıyorsa destek almak önemlidir. Özellikle bu yaşantı kişinin günlük hayatını, ilişkilerini ve kendine bakışını etkilemeye başladıysa beklememek gerekir. Travmanın en zorlayıcı yanlarından biri, çoğu zaman kendi kendine geçmemesi, hatta görmezden gelindikçe başka biçimlerde geri dönmesidir. Doğru ve güvenli bir destekle ise etkisi belirgin biçimde hafifler; yaşanan şey, hayatı yöneten bir gölge olmaktan çıkıp taşınabilir bir anıya dönüşür.
İlk görüşmenizi planlamak, uzmana soru sormak ya da değerlendirme talep etmek için bize ulaşın.